Alevi sorununu çözümü için bir yol haritası

1923 Sonrası dönemin iki kilit sorunu Alevi ve Kürt sorunudur. İki sorunun çözüm yoluna konması ve normalleşmesi konusunda şimdiye kadar başarısız olunduğu görülmektedir. CHP’nin tek parti diktatörlüğünün egemen olduğu 1950’ye kadar olan dönemde ve çok partili siyasi hayata geçildikten 2002’ye kadar işbaşına gelen hiçbir hükümet, Alevi sorunu konusunda ciddi bir politika geliştiremedi.



2002 Seçimlerinden sonra tek başına iktidara gelen AK Parti iktidarı döneminde bu durum değişmeye başladı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa açık ve net bir şekilde hükümet, Alevi sorununun varlığını deklare etti ve bu konuda yeni bir söylem ve politika geliştirmeye çalıştı.Bu bağlamda Devlet Bakanı Faruk Çelik’in sorumluluğunda yedi tane Alevi Çalıştayı gerçekleşti. Bu çalıştaylara siyasiler, sivil toplum temsilcileri, Alevi kanat önderleri, ilahiyatçılar, gazeteciler ve akademisyenler katıldılar. Çalıştaylar sonucunda toplumun Alevi sorunu konusundaki düşünce, kanaat ve önerilerinin bir fotoğrafı çekildi. Çalıştay metinlerinin basılmış olması,  Alevi sorununu derinliğine anlamamıza yarayan çok değerli bir kaynağa sahip olmamızı sağladı.

Çalıştay metinleri, hem Alevilerin hem Alevi olmayanların Alevi sorunu konusunda homojen olmadığını, herkesin kendi ideolojik ve örgütsel eğilimine göre bir Alevi sorunu olduğunu ortaya koydu.Alevi sorunu gibi dini ve sosyal yönleri ağır basan bir sorun konusunda herkesin ortak bir görüşe sahip olmasına gerek olmadığı gibi böyle bir homojenliğe ihtiyaç olmadığı da ortaya çıkmıştır.

Aleviliğin tanımı, tarihi ve teolojisi olarak ifade ettiğim 3 T’ye devletin hiçbir şekilde müdahale etmemesi gerektiği son açıklanan nihai raporda ifade edilmiştir. Devletin hiçbir şekilde inancın muhtevasını belirleme ve şekillendirme görevinin olmadığının ifade edilmesi çok önemlidir. Alevi psikolojisinde derin bir asimilasyon korkusu vardır. Devletin ortaya konacak politikalarla asimilasyonist olmayacağının ortaya konması, Alevilerdeki derin yok olma korkusunu giderecektir. Devletin, Alevi inancı dahil hiçbir inanca müdahale etmemesi hem devleti normalleştirecek hem Alevi sorununu normalleştirecektir.

Alevilik şimdiye kadar büyük ölçüde seküler ve ideolojik perspektiflerle ele alındı.